Wednesday, July 1, 2015

My Top Ten Photos of NYC Pride 2015


After eight years teaching in New York, I finally stayed for the month of June, rather than immediately going home to Istanbul and Tel Aviv once classes ended. 

The highlight of the month was without a doubt the New York City Pride. In the past, I have participated numerous times at the Pride parades in Istanbul, and once in Tel Aviv (see my recent blog on Istanbul Pride). However, New York is where it started, with the Stonewall Inn raid, which led to the first Pride parade in 1970.

Luckily, a friend of mine asked me to join in with their group, since in New York to participate-and not to be stuck on the sidelines as a spectator-one needs to be affiliated with a group (see below). In other words, unfortunately, it is impossible just to jump in, which seriously limits the possibility of spontaneous fun!

Much to my dismay, NY Pride is not the protest I imagined, with Corporate America taking a major role, with numerous banks and companies sporting some of the greatest floats and crowds, such as Goldman Sachs and Google. Uber seemed the most gimmicky, sending a message such as "we love gays, use us, and you might even get one of these sexy guys as your driver." Completely insincere.

Whatever the case, I had a great day, and anyone who knows me knows that I love taking photos at protests and parades. So here are 10 of my favorite ones. Enjoy!



1. It was an honor to march with the American Civil Liberties Union,  one of the US's oldest non-profit organizations fighting for civil rights! 




2. While it is easy forget the meaning of Pride, especially with the growing presence of corporate America, this couple was the best reminder how important Pride is! 





3. This group of high school students did not need a float or a car, no loud music and dancing, just lots of energy! 




4. And, then there were the ones that came all decked out! 




5. And, then there were the tattoo lovers.....




6. Don't forget that some are Made in New York!




7. What about the Trojans? (OK, I suppose condoms do count as part of Corporate America, but I give them two thumbs up!) 




8. For a second it seemed we were at the Rio Carnival.....





9. There were cheerleaders as well!





10. The finale: Stonewall! Where it all began! All who passed buty gave the legendary bar threw out a shout in solidarity!









Monday, June 29, 2015

Istanbul Pride: A Day of Teargas and Water Cannons*

*A special thanks goes out to photo-journalist Nick Ashdown for the incredible photos! 

What a disgrace. Istanbul's 13th Annual Pride March was violently dispersed by police. During the last decade, I have been to numerous Pride marches in Istanbul, and remember that almost every Pride starts with police threatening intervention, followed by negotiations, and then police pulling aside, allowing the march to take place. This held true even following the 2013 Gezi Park protests. For this Pride I had to watch from afar, however to tell you the truth I was not surprised to see in my twitter feed of the developments coming from Istanbul.

Pride Istanbul attacked with water cannons, teargas, and rubber bullets

It is unfortunate that the Istanbul governor chose to use the excuse that the march was banned because it is taking place during the Muslim Holy Month of Ramadan. Perhaps he forgot that last year Pride also took place during Ramadan. So the governor thinks Pride is insensitive to religious people? Well, perhaps the governor should explain how shooting rubber bullets and teargas at citizens promotes peace and understanding.

Taking refuge on Burger King's balcony

During the last few months, there has been concerted verbal attacks on Turkey's LGBT community by its pro-government press. Just months ago, I wrote about how Zorlu Performing Arts Center cancelled the Boston Gay Men's Chorus after the pro-gov press claimed they were coming to Turkey to "spread homosexuality." Happily, the evening before the attack on Pride, the Choir took the stage as guests at the prestigious Bogazici University. However, the fact that a public institution sponsored the event outraged many pro-gov officials, with Istanbul's Medeniyet University's Rector, M. Ihsan Karaman venting numerous homophobic hate messages on twitter. 

Istanbul's Medemiyet's Rector: Our Universities are not the
place to legitimize perverted tendencies and acts. No to the Gay Chorus at Bogazici University!  
 

What seems to be happening is that as the LGBT continues to gain support among the Turkish public and politicians, the conservative AKP (and homophobic) government, especially prevalent among Erdogan's circle, are doing their best to turn this into just another one of its polarizing strategies. In fact, it can be argued that criticizing gays among Turkey's conservative base has remained minimal until now simply because it is such a taboo issue.  However, with the HDP and CHP opposition parties actively calling for LGBT rights, silence is no longer a possible option, with homophobic hate speech only growing. 

The Hashtag of the Day: #LoveWins. What part of this kiss do you not understand?

The attack on Istanbul's Pride only shows how desperate the government has become. Just three weeks ago, the AKP was hit with a major blow losing its parliamentary majority for the first time, after thirteen years of single party rule. For now, it still seems unclear what type of coalition might emerge, with the possibility the country could see a new round of elections. However, Erdogan should take note that his hate speech directed at gays did not help his party in the past election and most likely will not in the future. 


Police wear gas masks on as they shoot teargas towards Pride supporters demand right to march. It
was reported that one participant could lose his eye due to a direct hit by teargas canister.

In the meantime, the LGBT movement and support groups are standing on solid ground, so no one should expect the banning of Pride will make a dent in their support, rather it will only strengthen the movement. Sadly, this came at a high cost. Ironically, it was reported that a member of a pro-AKP LGBT group was among those injured yesterday, with a strong chance he might lose an eye as a result of a direct hit of teargas canister. Clearly, he too misinterpreted the government's hands-off strategy and perhaps has cost him his eyesight. Let us hope that next year's Pride will return to its peaceful days. 


These thousands of march goers will be back next year, that is for sure! 





Tuesday, June 9, 2015

2015 Türkiye Genel Seçimleri Yeni Bir Geleceğin Sinyallerini Veriyor

Geçtiğimiz Pazar günü gerçekleşen genel seçimleri öncelikle AKP ve ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın destekçileri için büyük bir hüsranla sonuçlandı. Daha önceki makalemde Türkiye’nin politik sisteminin Putinleşmesi konusunda da değindiğim gibi seçimler sonrası ülkenin başkanlık sistemine doğru bir geçiş gösterip göstermeyeceği herkes tarafından merakla beklenen bir konuyu oluşturuyordu. Çıkan sonuçlara göre AKP, 2011 seçimlerine göre %9 oranında oy kaybederek genel oyların sadece % 40.8’ine sahip oldu. Buna göre Türk milletinin 13 yıldan beri iktidarda olan partinin süregelen planlarına karşı geldiği ortaya çıktı. AKP, 2002 yılından bu yana ilk defa mecliste yer alacak 276  milletvekili sayısıyla iktidarda kalacak tek parti olma özelliğini de kaybetmiş oldu.

 Source Hurriyet 


Seçim gecesinin en büyük neşesi ise HDP’nin kazandığı %13 oy oranı oldu. HDP’nin bu başarısının arkasında gücü yadsınamayacak olan parti lideri Selahattin Demirtaş ve çok iyi yönetilen seçim programıyla kendisini destekleyen parti yetkilileri yer alıyor. Sosyal ve politik adaletin yalnızca Kürtler için değil, toplumdan dışlanan ve ötekileştirilen kadın ve LGBT toplulukları gibi diğer tüm oluşumlar için varolacağını dile getiren HDP, sosyalistler ve çevrecilerle koalisyon kurarak tüm kesimlerin sosyal ve politik haklarının güvence altına alınacağı sözünü vermişti. Büyük bir özveri ve sıkı çalışma programıyla yoluna devam eden HDP, imkansızmış gibi görünen bir durumu lehine çevirip %10 seçim barajını açarak çoğunlunu Kürtlerin oluşturduğu milletvekilleriyle meclisteki yerini almayı başardı.


Ayrıca Erdoğan’nın başkanlık sistemine karşı çıkan diğer bir parti olan CHP’nin süregelen seçmen oylarından bir kısmının HDP’ye geçtiği görülse de %25 sabit oy oranıyla bu seçimlerde de sahip olduğu yeri korumayı sürdürdü. Erdoğan’ın seçim kampanyasında takınmış olduğu milliyetçi tavır beklenmedik bir şekilde AKP’nin oylarının bir kısmının MHP’ye geçmesine neden olarak partinin %16 oy oranına ulaşmasını sağladı. Bu durum aynı zamanda Erdoğan’ın Kuran üzerinden yürüttüğü politikaların AKP’nin tutucu Kürt seçmenleri tarafından artık ilgiyle karşılanmamasının da bir göstergesi oldu.

Peki AKP nerede yanlış yaptı?

Erdoğan, Gezi Parkı olaylarından bu yana kendi partisi içerisinde yer alan farklı düşünceleri bastırmak için elinden gelen her türlü yolu denedi. Aslına bakılırsa 2013 yılında patlak veren yolsuzluk olayları sonucunda Erdoğan yandaşlarının yardımıyla büyük bir duvar kurarak korku ve nefreti toplum içerisinde yaymaya devam etti. Tüm bunlara ek olarak seçim süresince konuşmalarında düzenli olarak Ermenileri, Yahudileri, eşcinselleri ve Gülencileri aşağılayan Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu gölgelemeyi ve dışlamayı sürdürdü. Bunun yanı sıra Erdoğan’ın toplum içerisinde kutuplaşmayı artıran söylemleri Türk vatandaşlarının artık bu durumdan sıkılmasına ve sorunların büyümesine neden oldu. Bu yaklaşımın, Türkiye ekonomisinin günden güne güçlendiği zamanlarda işe yarayabileceğini vurgulasa da şu an için aynı etkiyi yaratamadığı ortaya çıkmış oldu.
  
Diğer yandan Ahmet Davutoğlu, Erdoğan’ı ve onu destekleyen basını durduramayacağını fark ederek Erdoğan destekçileri ile güçlü bir denge kurma parti içerisindeki duyarlı ve ılımlı politikacıların yanında yer alma yolunu seçti. Erdoğan’ın hiçbir şekilde kontrol altına alınamayacağı; öte yandan Erdoğansız bir AKP’nin politik etkisinin ise bir işe yaramayacağı kolayca anlaşılıyor. Yolsuzluk döneminde AKP’nin ılımlı üyelerinin söz konusu kanunsuzluğa ve Erdoğan’ın tutarsızlıklarına karşı hiçbir ses çıkarmamaları, seçmen kaybetmelerine yol açtı.  Dolayısıyla bu seçimlerde, hem AKP’nin sessiz kalan parti üyeleri hem de Türkiye bir kez daha yeni bir dönüm noktasına girmiş oldu. AKP yetkilileri, Erdoğan’ın başkanlık sistemi planlarına karşı olduklarını kesin bir üslupla dile getirmezlerse partinin karanlık bir geleceğe doğru sürüklenmesi söz konusu olabilir. Özetle CHP, MHP ve HDP’nin Erdoğan’ın ilerlemesini desteklemeyeceğini varsayarak AKP’nin koalisyon hükümeti kurmasının önüne geçeceği görülüyor.

Şimdi ne olacak?

Şu an için ileride neler olacağını kestirmek oldukça zor. Ancak CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu seçim sonrası konuşmasında MHP ve HDP ile koalisyon kurulabileceğinin sinyallerini verdi.  Zor görünse bile Türkiye’de geçmişte dönemlerde de garip koalisyonlar gerçekleştirildi. Siyasal analist Serkan Demirtaş seçimler üzerine kaleme aldığı makalesinde, söz konusu koalisyonun ancak Erdoğan’ın şu anki pozisyonunun zayıflamasında ve belirli koşullarda gerçekleşebileceğini dile getirerek bu büyük koalisyonun ileriki dönemlerde daha düşük seçim barajı oranı kabulünü ve ülkenin giderek normalleşebilmesi için diğer yasal değişikliklerin uygulanmasını sağlayabileceğine değindi.

Bana kalırsa gelecekte olabilecekler üzerinde daha kesin konuşabilmek için en az birkaç haftanın geçmesi gerekiyor. Deneyimlerime dayanarak konuşmam gerekirse politikacıların zafer sonucu kazandıkları güç sonrası aşırı sayılabilecek hamlelerde bulunabileceklerini gözlemledim. Bu durumun bitmesi gerekiyor. Doksan gün içerisinde gerçekleşebilecek bir erken seçim AKP için bir olasılık olabilir. Ancak ikinci bir seçimin daha da ileriye giderek parti içerisinde büyük bölünmelere yol açacağı şeklinde bir varsayımdan endişelenmek için de bir neden bulunmuyor.

Şimdilik, Türkiye’yi daha parlak bir geleceğe taşıyacakları ve geçmişte açılan yaraların hızla iyileşmesine katkıda bulunacaklarını düşünerek HDP’yi kutlamak istiyorum. Erdoğan’ın bu seçimlerde ortaya çıkan sonuçları benimseyerek başkanlık sistemi yolunda fazladan güç kazanmak için herzamanki tutumunu terk edeceğini düşünmek büyük bir yanılgı olacağı için hiçbir şey kolay olmayacak.

Bu arada son derece üzücü bir gelişmeyi de paylaşmak istiyorum. Seçimlerden bir süre önce gerçekleşen HDP mitingine yapılan saldırıda iki kişi hayatını kaybetmiş ve biri ağır olmak üzere birçok kişi yaralanmıştı. Bu yazıyı bitirmeme az bir süre kala ne yazık ki ağır yaralanan kişinin de hayatını kaybettiğini öğrenerek bir kez daha bazı şeylerin bedelinin çok ağır ödendiğine şahit oldum. Bu durum aslında hiçbir şeyin kolay olmadığını apaçık ortaya koyuyor. Her şeye rağmen, bir grup Türkiyeli üniversite hocası ve öğrencileriyle NewYork’ta seçimleri izlerken televizyonda yer alan farklı konuşmacıların yüzündeki rahatlamayı farketmeden edemedim. Belki de Gezi Parkı olaylarından bu yana ilk defa herkes için yeni bir umut doğdu. En azından seçim sonuçları gelecekte daha güzel günlerin görülebileceğini; daha iyi bir gelecek için yeni umutların yeşerebileceğini gösteriyor.